9 Ekim 2011 Pazar

Bavul İçi, Hayat Dışı

      Ankara'da nihayet tam anlamıyla bir sonbahar havası var. Nihayet; çünkü ne giyeceğimizi bir türlü bilemediğimiz, elimizde montlarla hırkalarla rahatsız dolaştığımız günler sona erdi.
     Yaz mevsiminin tatilden arta kalan rehaveti ortadan kalktı. İlkokul ve liselerin okul dönemi düzene girdi.Herkes haftaiçleri erken kalkmaya, haftasonlarını iple çekmeye nihayet alıştı.Trafiktekiler birbiriyle yarışmaya zaten alışıktı.
     Alışveriş merkezlerinden başka pek gezecek yeri olmayan Başkent'in sokakları boşalmaya başladı.
İnsanlar artık ya evde ya alışveriş merkezinde.
     İlkbaharda içine kışlıklarımı tıkıştırdığım eski bavul bugün ortaya çıktı. Gardırobun içindeki neşeli, renkli, ince; sıcak mevsimler sebebiyle daha yaratıcı ve lakayt giysilerim, yerlerinden yedi - sekiz aylığına ayrıldı. Yerlerine daha ciddi, daha renksiz, daha otorite giysiler geldi.
     Bavulu bu mevsimlerde açmadan önce, ona dışarıdan baktığımda; yüksek dağlar gibi şişkin ve patlayacak durumdadır. Ama açtığımda anlarım ki, yazlık kıyafetlerimin sayısının neredeyse üçte biri kadar parça; sadece kalın oldukları için dağ gibi görünmektedir. Bu hayal kırıklığını her seferinde yaşarım.
     İşin eğlenceli olan kısmı ise, aylar önce kaldırdığım için unuttuğum ve çok sevdiğim kıyafetlerimin varlığına tekrar varmam. ''Aaaa benim böyle bir kazağım vardıııı.''
     Yazlıkları bavula kaldırırken, bu yazın tüm güzel olaylarını tekrar tekrar yaşadım. Bavulun içine, seneye de en az bu kadar güzel bir yaz yaşamayı dilediğimi fısıldayıp, fermuarını hızla çektim.
     Dört bavul olsa, ben içlerine dört mevsimi hapsetsem. Ben bavulu açmadan hava ısınmasa, soğumasa.
     Güzel dilekli mevsimler, bavulumun içinde katlı katlı dursa. Ben istediğimi çıkarsam, istediğimi kaldırsam.
     İsteğim dışındaki aksilikleri, küçüldü diye birilerine versem.
     En sevdiklerimin başka renklerini de bulsam.
     Yıkadıkça solmayan siyahlar, asla sararmayan beyazlar...
     Capcanlı renklerin, neyle giyilebileceğine dair inanılmaz kararsızlık...
     Kilo verince iyiden iyiye büyük gelen pantolonlar, t-shirtler...
     Tek isteğim medium bir hayat.
     Kirlenmeyen, yıkanmayan; bu sayede solmayan...
     Ne belimden düşen, ne de etimi sıkıştıran...
     Mümkünse...

{ Şarkı : The Who - Behind Blue Eyes ( http://fizy.com/#s/18dtrn ) }

4 yorum:

  1. akıcılığıyla içtenliğiyle alıp götürdü bu yazı beni, çok sevdim ama en önemlisi yazının güzelliği her şeyiyle bir bütün, bu yazı karakteri olmasa bir parçası eksilirmiş, ruh hali yazıya tam anlamıyla yansımış, okurken mutlu oldum, kendimden parçalar buldum :)

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim. Çok mutlu oldum =) ben güzel yazmıyorum, beğenen insanlar yazdığımı güzel okuyorlar...

    YanıtlaSil
  3. De mi ya mümkünse öyle olsa her şey... :) ne de güzel yazmışsın ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederim Elçin'ciğim =)

    YanıtlaSil