7 Ekim 2011 Cuma

Metro İnsanları

Bir vagonunu hunharca hayatıma sabitleyen Ankara metrosunu son günlerde çok fazla kullanıyorum. 
İster istemez gözlem yaparken buluyorum kendimi.
Sayısız insan bir an önce bir yerlere ulaşma derdinde.

İşte birkaçı :

Baş Örtülü Ton Ton Teyze : Baş örtüsünü çenesinin altında sıkı sıkıya bağlamış; yuvarlak çerçeveli gözlüğünün sap kısımından dışarı tel tel çıkmış saçlarına aldırmadan etrafı süzmeye çoktan başlamış teyze tipidir. İki eliyle sıkı sıkıya kavradığı, dizlerinin üstündeki çantası; genelde bir kuyumcudan promosyondur ve üstünde kuyumcunun ismi kocaman yazar. İçinden dışarı fışkıran bir çift örgü şişini ve ipliği net olarak görebilirsiniz. Olur da yer vermezseniz; delici bakışlarıyla mutlaka sizi yerinizden edecektir. Görür görmez yer vermek yararınıza olacaktır.

Baş Örtülü Ton Ton Teyzenin Eşi : Baş örtülü ton ton teyzenin koluna girdiği, boyu ton ton teyzeden genelde uzun ve onunla sürekli iletişimde olabilmek için, ne dediğini duymak için ona doğru eğilmekten kamburlaşmış, çizgili ve gömlek yakalı, cepli t-shirtli, mutlaka emekli amcalardır. Saç varsa ak, yoksa zaten yoktur. Zevcelerini telaşla bir yere oturtma derdindediler. Paniklerini hareketlerinden algılayabilirsiniz.

Evli ve Çocuklu Kadın : Dört - beş yaşlarındaki çocuğunu elinden tutmuş, kapıdan girdiği an yer vermeniz beklenen insan tiplerindendir. Pek bakımlı değildir ama güzeldir.Verdiğiniz yeri önce reddeder sonra oturup çocuğunu kucağına alır. Çocuk belli bir süre sonra mutlaka ağlar. Söz konusu anne çocuğu çeşitli yöntemlerle susturmaya çalışır. Susturamadan ineceği durağa gelir.

Evli ve Çocuklu Adam : Metroda genelde ayakta kalmayan insanlardır. Kucaklarına çocuklarını oturturlar. Kışın kabarık montları, fitilli kadife pantolonları ile gözünüze çarparlar. İstikamet genelde çocuğa oyuncak almaya gidilen alışveriş merkezidir.Oyuncak, yemek ve sinema üçlüsü yapılacak olabilir.

Not : Anne-baba-çocuk veya çocuklar oluşumuna da sık sık rastlayabilirsiniz.

Nişanlılar : Sürekli el ele olan, yakın zamanda evlenecekleri için olabildiğince heyecanlı çiftlerdir. Tüm hareketleri birbiriyle uyum içinde, hatta bazen kıyafetleri de uyumlu, kavga filan etmedilerse güler yüzlülerdir. Genelde yirmi ve otuz yaş arasındadırlar. İki boş yerin ortasında oturuyorsanız, onları gördüğünüzde bir yana kayarsanız iyi edersiniz.

Sevgililer : Yaşlarına bağlı olarak konumları değişir. On altı-yirmi bir arası yaşlardaki sevgililer boş yer filan aramazlar. Onlar için vagonun uç tarafları her zaman idealdir. El ele tutuşmak, sarılmak gibi eylemler o bölgede daha rahat yapılabilir. Yirmi bir yaş üstü, yüzük ayrıntısı hariç genelde nişanlı çiftler gibi davranırlar. 

Üniversiteliler : Genelde tek başlarına gezmeyen bireyler olduklarından, yanlarında hep enerjik bir veya birden fazla arkadaşla, yüksek sesle konuşan, gülen, ne olursa olsun çok eğleniyor gibi görünen insanlardır. Mutlaka Converse giyerler. Lise sonrasının kişilik tutarsızlığını bu bireylerde gözlemleyebilirsiniz. Yaşlılara yer veren, pırıl pırıl giyimli, güler yüzlü olanları olduğu gibi; daha isyankar takılan, içine kapanık, melankolik tipleri de mevcuttur. Bu tipler lisedeki hallerinin etkisini daha fazla yaşamaktadırlar.

Liseliler : Vagon uçlarında ısrarla yere oturan bireylerdir. Külçe gibi ağır sırt çantaları, mutlaka pantolonun ve eteğin dışına çıkmış gömlekleri, iplikten örme bileklikleri ile göze çarparlar. Yüzleri sivilceli, zihinleri derin düşüncelidir. Her ruh halinde olabilirler. Kızlı- erkekli topluluk halinde bindilerse, biraz gözlemlerseniz topluluk içinde hangi erkeğin hangi kızdan hoşlandığını anlarsınız. Ergen kategorisinde oldukları için, inmeyecekleri halde kapının önünde bekleme, siz ineceğiniz zaman büyük rahatsızlık vermişsinizcesine ters ters bakma gibi davranışları vardır. Kenarda oturuyorsanız, kolunuzu tam koyacağınız kenara sırtlarını dönüp dayanırlar. Yol boyu bir popoyla yanak yanağa gitmeniz olasıdır. 

Tüm bu insan çeşitlerinden başka. yanınızda oturan ve okuduğunuz gazeteyi, kitabı yan yan bakarak okumaya çalışan insan tipi vardır.Oldukça sinir bozucudur.

Biliyorum tüm bunlar çok saçma. 
Birkaç dakikalık duraklar arasında, birkaç hayatın penceresinden içeriyi göz ucuyla görmeye çalıştım.
Hayatları tam seçemedim ama, perdeye yansıyan gölgeleri yakaladım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder