21 Aralık 2011 Çarşamba

The Beatles. Çünkü...

      Bu satırları The Beatles şarkıları eşliğinde yazıyorum.
      ''I want to hold your hand... And when I touch you I feel happy inside...''
      Bizlerse bu kadar basit, düz kelimelerle o kadar derin ve güzel duyguları bir türlü anlatamıyoruz.
      O kadar basit, saf ve değerli şeyi yaşama şansımız varken; hepsini yok sayıp, büyük ve göze çarpan hangisiyse; hangisi genel geçer tüketilebilen olgularsa; işte onlara balıklama dalıyoruz.
      (All My Loving çalıyor.)
      Bense daha çekingen ve (burayı toparlayana kadar Yesterday başladı.) duyguların ve onların ifadelerinin daha heyecan verici olduğu ''Beatles şarkıları dünyası''nda olalım istiyorum.
      Bu, kişisel olan ve kendimden başka kimseye uygulayamayacağım ''tercih'', beni bazen, şiddetli rüzgarlara direnen bayrak direkleri gibi sarsılan bir ruh haline sürüklese de; (I've Just Seen A Face), duygularımı böyle yaşamayı asla bırakamıyorum.
      Girl çalıyor...
      Büyüsü bozulacak diye alt yazı geçmeye korkarak rüyalarımın; dublajsız ve kendinden montajlı uykulara dalıyorum...
      Dün, sabaha karşı denk geldiğim ''Across The Universe'' filminin bu yazıyı yazmamda etkisi büyük.
      And I Love Her çalıyor...
      Asıl içli olan, Beatles melodilerinin, sözlerini adeta onaylaması.
      Adam seviyor (evet seviyor), kız gidiyor (keşke gitmese) gibi bir durum yani...
      All You Need Is Love çalıyor...
      Üstüne, Beatles'da şarkılardaki sevgi ve barıştan başka tasa olmaması hali insanı farklı bir şekilde rahatlatıyor.
      Sevgi ve barıştan ibaret bir beyin yıkama şeklinde, gerisi geliyor.
      Bu şarkının sonundaki ''She loves you yeah yeah yeah...'' beni çok güldürüyor mesela. Neden bilmiyorum.
      Yellow Submarine... İşte bu gibi şarkılarında, renklerin birbirine girdiği, uçsuz bucaksız, anlamsız ama mutlu bir dünya canlanmıyor mu gözünüzde?
       Şarkılara öykü sıkıştırmak, duygu ifadesinden daha kolay bence. Olayı çarpıtmak, duyguları çarpıtmaktan daha zararsız.
       Oh! Darling çalıyor...
        ''Sevgilim, n'olur inan bana. Sana asla zarar vermem.'' Ne kadar basit aslında değil mi? Güven diyor işte.
Her şeyin bu kadar kolay, hissetmenin şimdikinden daha büyük bir olay olduğu bir dünya...
        İstediğim bu...
        I Me Mine çalıyor.
        Aslına bakarsanız, ayrıntılara daha az kafa yorduğum bir dünya da olmalı bu.
        Yanlış anlamayacağım ve yanlış anlaşılmayacağım boşvermişliklerim olsun bir sürü.
         Twist and Shout çalıyor...
         Do You Want To Know A Secret? çalıyor...
         Ne bileyim... İnsan kulak kesiliyor resmen. Normal bir müzik dinleme şekli değil bu.
         Bence Beatles'ın eskimezliği, hesapsız güzelliği burada işte. Bu, sadece müzik değil; kesinlikle müziğin de üstünde bir ifade şekli.
         Nasıl başardılar bunu bilmiyorum.
         Across The Universe çalıyor. Kelimeler gözümde canlanıyor. Mekan, ruh hali, bu şarkıda nasıl bir insana büründüğüm...
         Her şarkısı ayrı bir yaşam alanı. İşte Beatles bu.
         Üstünden yıllar geçmeyen tek müzik grubu. Ayrılık ve ölümün kaçınılmaz olarak geldiği ama; etkilemediği tek müzik grubu.
         Hala gençlermiş, hala aynı sayıdalarmış, hala bir aradalarmış ve hala bizlere yeni yaşam alanları, oyun parkları yaratıyorlarmış gibi her dinleyişte... Her yaşımızda...
         ''Because'' adlı oyun parkındayım...
          ''Because the world is round.'': Yuvarlak bir dünyanın üstüne kurulu tahteravallideyim. ''Love is all, love is you.'': Karşıma sevgi oturmuş ve havada asılı kalan kesinlikle benim.

Şarkı : The Beatles - Because { http://fizy.com/#s/18vjp0 }